İKON

FERRARİ F355: KIRMIZI ALARM


yazı:
Adam Towler
fotoğraf: Aston Parrott

F355’in flat-plane kranklı V8 motoru İskoçya’nın dağ yollarını inletiyor. Kırmızı spor otomobillerin kompakt, çevik ve keyifli olanlarına düşkünseniz, bu sayfaları dikkatle okumalısınız

Cairngorms bölgesinin dünyadaki en büyüleyici yerlerden birisi olduğunu düşünüyorum. Braemar Kalesi’nin gölgesinde, Dee Nehri’nde dans eden güneşi izlemekten veya tepelere çıkıp kendinizi dünyanın kralı gibi hissetmekten daha iyisi yoktur. Kraliçenin bölgede zaman geçirmekten hoşlanmasına şaşırmamalı ki, buraların havasını solumak için kraliçe olmanıza gerek yok. Örneğin, sürüş yapmaya doymayan bir otomobil delisiyseniz, Old Military Road isimli tarihi askeri yol bile buraya gelmek için harika bir bahane olacaktır. Bu, ulusal parkın içinde güzelce kıvrılan ve her otomobil delisinin rüyalarını süsleyecek türden bir yol…

Korkarım ki, bugün söz konusu nefis manzaranın ciddi bir rakibi olacak. Kırmızı, zarif ve göz alıcı bir rakip… Efsane olmuş çok otomobil vardır, ama bunların pek azı F355 kadar kıymetlidir. Ne de olsa o, dünyanın en meşhur spor otomobil üreticisinin tarihindeki akışı değiştirmeyi başarmış bir model.

evo’nun atası sayılabilecek Performance Car Dergisi’nin 1994 Temmuz sayısının kapağında, F355 için büyük puntolarla şunlar yazılmıştı: ‘BİR TANESİNİ İSTİYORUZ!’ O zamanlar lisedeydim ve posta kutuma düşen dergiye köpeğimden önce ulaşmayı başarmıştım. Kapak konusu Ferrari’nin 84.000 sterlin değerlindeki ‘ulaşılabilir’ spor otomobili hakkındaydı ve ben, ağzımın suyu aka aka o makaleyi kaç kez okudum bilmiyorum. O günden sonra görece basit ve ulaşılabilir olan bu spor otomobil için yanıp tutuştuysam da, fiyatlar hiçbir zaman ulaşabileceğim bir noktada olmadı. Yıllar içerisinde otomobillerle ilgili beklentilerimizin büyümesine karşın F355 hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmadı ve bugün, uzun zaman sonra, bir tanesinin direksiyonunda korkusuzca oturabildiğim için kendimi şanslı sayıyorum.

F355’in hikayesi barda takılmayı seven her otomobil delisi tarafından ezbere bilinir.  Otomobilin atası olan 348 bekleneni vermekte zorlanıyordu ve klasik otomobil tarihinin bir geleneği olarak, bir sonraki modelin her anlamda iyileştirilmesi gerekiyordu. Sonradan çıkan 348 GTB asla kötü bir otomobil değildi, fakat ilk seri 348’ler Honda NSX’in karşısında ezilmiş ve Japon üretici gündelik süperspor kavramını baştan yazmayı başarmıştı. Uzun lafın kısası 348, NSX’in yanında yeterince hızlı, kullanışlı ve keyifli değildi.

Soruna acilen ve geçerli bir çözüm bulması gerektiğinin farkında olan Ferrari, evrimsel bir yaklaşımla F355’i yarattı. Her ne kadar son seri 348’ler ile ciddi bir akrabalığı olsa da, İtalyan üretici seksenlerin vahşiliğinden sonra zarafete yeniden merhaba demek için F355’i seçmişti. Tabii böylesi bir güzelliğin iyi bir motorla taçlandırılması şarttı. Formula 1 programındaki V12 motorlar incelendi ve silindir başına beş supap teknolojisinin F355’e uyarlanmasına, böylelikle 8500 d/d gibi kayda değer bir devir limitinin elde edilmesine karar verildi. Formula’nın titanyum teknolojisinden de nasiplenen F355, çaptaki 2 mm’lik artış ile toplamda 3.5 litrelik hacme ve 380 bg güce ulaştı. Bu veri 348 GTB’nin 316 bg’lik gücüne kıyasla kayda değer bir artışı temsil ediyordu. Dahası, McLaren F1’deki de dahil olmak üzere, o dönem litre başına daha fazla güç üreten bir atmosferik motor tasarlanmadı.

İtalyan süperspor üreticiliğinin geleneklerinden olan monokok gövdeye ve farklı uzunluklardaki salıncaklara dokunulmamış, fakat kalan bütün şasi detayları sıfırdan ele alınmıştı. İrileşen jantlar ve iki kademeli süspansiyonlar bunun için iyi birer örnek olacaktır. Hidrolik direksiyon, operasyon tekniği değişen şanzıman, arka kısımdaki spoyler ve gövdenin düz formlu alt kısmı ise kayda değer diğer detaylar.

Otomobilin genel formunda, gövdenin şaşırtıcı biçimde öne yakın olduğunu görebilirsiniz. Ayrıca araca önden baktığınızda, F355’in olduğundan çok daha yaşlı durduğu bir gerçek ki, bunun esas sebebi yüzyıllar öncesinden kalma açılıp kapanan farlar. Yan kısma geçtiğinizde işler çok daha çekici bir hal alıyor. Kapıların arka kısmında kalan açıklıkların formu, V8 motorlu bir Ferrari’de bir daha hiç kullanılmadı. Ayrıca yeri gelmişken, bu çekici bölgenin F355’in pasa karşı en zayıf alanı olduğunu ekleyeyim. Arkaya geçtiğinizde otomobilin en seksi halini görüyorsunuz diye düşünüyorum, çünkü farlar ve çamurluklardaki yuvarlak hatların uyumu ve zarafeti sahiden inanılmaz.

Buradaki F355’in krema renkli koltukları, klasik Ferrari iç mekanı denince akla gelen şeyi yansıtıyor. Kabindeki genel mimari şaşırtıcı derecede sade. Hatta bazı detayları sıkıcı bile bulabilirsiniz. Böyle anlarda bakmanız gereken yer ise, açık yollu manuel şanzıman.

F355 1994 yılının Cenevre Otomobil Fuarı’nda tanıtıldığında iki farklı gövde tipinde (Berlinetta isimli coupe ve GTS isimli targa) ve sadece manuel şanzımanla sunuldu. Üstü tamamen açılan Spider ise bir yıl sonra lanse edildi. Bela mı dersiniz, nimet mi bilmiyorum, ama gelecekte çok tartışmalara yol açacak olan F1 şanzıman ise 1997 yılında ortaya çıktı. Ferrari o dönem F1’deki başarısının bir kısmını yarı otomatik tek kavramalı şanzımanına borçluydu ve söz konusu teknolojisinin yola uyarlanması için herkes çok hevesliydi.

F355’i kullanmak gayet kolay, fakat bir o kadar da özel bir deneyim. Otomobilde herhangi bir elektronik sürüş yardımcısı yer almasa da, özellikle kuru zeminde, bunun bir sorun olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Debriyaj pedalını usulca ve yumuşakça bıraktığınızda ilerlemeye başlıyorsunuz ve ilk vites değişim zamanı geldiğinde, açık yollu vites kolu vasıtasıyla değişimi tereyağından kıl çeker gibi yapabiliyorsunuz. Görüntüye bakıp sert bir değişim beklemeyin, çünkü her şey fazlasıyla ince, zarif ve keyifli. Ayrıca açık yollu şanzıman klişesi olan metalik sesler yerine, burada her vites arasını görece ince bir ses dolduruyor.

Flat-plane kranklı V8 motor o kadar güzel sesler çıkarıyor ki, rölanti devrine yakın bir noktada, sonsuza kadar uyuşuk uyuşuk süresiniz geliyor. 5500 d/d bandını görene kadar motorun endüstriyel ve kalabalık bir ses tonu olsa da, işlerin renklenmeye başladığı bu noktadan sonra otomobil severlerin klasik müzik diye tanımlayabileceği şeyler duyuluyor. F355 ile çok akıcı bir sürüş yapmak istiyorsanız devir daima 6000 d/d’nin üzerine kalmalı. Maksimum devrin 8000 d/d’nin üzerine çıkabildiğini ve bu noktada bütün bedeninizin sanatla sarsıldığını söylemek isterdim, ama beni kıskanmanızdan korkuyorum.

Şimdi sizden benim için bir şey yapmanızı rica edeceğim. Aston Parrott’un sayfalarımızı süsleyen efsanevi fotoğraflarına uzun uzun bakın ve ardından gözlerinizi kapatıp otomobilin ‘minik’ V8’inden yükselen çığlıkları duymaya çalışın. Etrafınızdaki tepelerden yankılanan seslerin merkezinde, bedeninizi sarsan incelikli titreşimlerle dünyanın merkezindeymişçesine yol alıyorsunuz. Güzel değil mi? İşte F355’i kullanmak aynen böyle bir şey.

F355 korkutucu bir otomobil değil ve bunun bir sebebi de, test aracımın sonradan üretilen ‘5.2 Motronic’ modellerden birisi olması olabilir. Konuya aşina olmayanlar için minik bir özet geçeyim: İlk seri Ferrari F355’lerde görece daha ilkel bir teknoloji olan Bosch 2.7 Motronic sistemi kullanılıyordu. İki adet hava akış sensörü, iki adet lambda sensörü ve iki adet yakıt pompası bulunduran bu teknolojinin sonraki modellere kıyasla daha keskin ve daha vahşi bir gaz tepkisi yarattığı söylenir. Resmi verilerde ise herhangi bir farklılık bulunmadığını not edeyim.

Az evvel bahsettiğim iki teknolojiden kaynaklı farklılıkların Ferrari uzmanları tarafından kolaylıkla ayırt edilebildiği söylenir, fakat ben onlardan birisi değilim. Şu kadarını söyleyebilirim ki, 5.2 Motronic sayesinde otomobilin rölantideki rafineliği artıyor ve emisyon değeri düşüyor. Zaten Ferrari’nin 1996 yılıyla birlikte böyle bir karar almasının ardındaki esas sebep, aracı daha temiz hale getirerek Amerika pazarına girmekti. Bu süreçte airbagli çirkin direksiyonun yerine, Momo tarafından üretilen şık bir spor direksiyonun konulabilir hale gelmesi ise hoş bir detay.

Hangi versiyon olursa olsun, Ferrari F355’in tork değeri korkutucu değildir. 6000 d/d’de ortaya çıkan 363 Nm’lik tork, günümüzün spor otomobillerinin orta devirlerdeki volkanik patlamalarından bir hayli uzak olduğu için F355’in şasisini dilediğiniz kadar zorlayabiliyor ve viraj çıkışlarında gaz pedalıyla samimi olmaya çekinmiyorsunuz. Ayrıca 1350 kg’lik kuru ağırlık, otomobilin gündelik koşullarda yaklaşık 1450 kg olması anlamına geldiği için, tork ve ağırlık arasında korkutucu bir ilişki bulunmuyor diyebilirim.

348 TB’nin patlayıcı karakterinden sonra, F355’e geçtiğiniz anda bunun samimi, dost canlısı ve sadık bir arkadaş olduğunu anlıyorsunuz. Otomobilin yumuşak, zarif ve akıcı doğasından dolayı dört köşedeki devasa lastikleri hissediyor ve bu hissiyatı asla yitirmiyorsunuz. Kış koşulları bu bölgedeki zemini epeyce bozduğu için, gövde sıkılığını biraz olsun kaybetmek uğruna süspansiyonları normal modda bırakıyor ve karşılığında bozuk zeminde yol tutuş alıyorum. Tekrar tekrar söylemeliyim ki, F355 zor bir otomobil değil. Pedal yerleşiminden oturma pozisyonuna kadar hemen her detayı ile hem uzun yolculuklara, hem de bol virajlı sürüşlere elverişli olan bu sporcuyu parmak uçlarınızla idare edebilirsiniz. Tabii birbirinize alıştıktan sonra…

Zorlamaya başladığınızda otomobilin rahatlıkla okunabilen limitlerini keşfediyorsunuz. Old Military Road rotasındaki kombine virajların çoğunlukla eğim farklılığı sunan kıvrımlarında, sırtınızın yakınlarındaki o tuhaf hareketliliği iyi okumalısınız. Önce dışta kalan lastiklere yük binecek, lastikler söz konusu baskıyı taşıyamaz olduğunda ise sırtınızın malum noktası usul usul dışa açılmaya başlayacak. Bu süreçteki ilerleyiş o kadar şeffaf ki, F355’in sizi beklemediğiniz anda yakalaması gibi bir risk yok. Bu yüzden onun kolay okunabilir olduğunu söyleyebilirim.

Yumuşaklık size göre değil mi? O zaman biraz yaklaşın. Size F355 Challenge modelinden bahsetmek istiyorum. Ferrari hiçbir zaman F355 Challenge Stradale üretmemiş olsa da, tek marka kupası sayesinde üretilen yarış otomobillerinin yol versiyonları mevcut. Bunlardan birini kullanmış biri olarak, Ferrari’nin kaçırdığı fırsatın birçok koleksiyonu ağlatacak kadar büyük olduğunu söyleyebilirim. Direksiyonun keskinliği ve hızı, gövdenin sıkılığı ve iç mekandaki ciddi hissiyat inanılmazdı. O otomobil bana hayatımın en iyi üç sürüşünden birini armağan etti. Fiorano yol tutuş paketli bir tanesi için ölünebilir, ama İngiltere’de bu donanıma sahip yalnızca 14 otomobil mevcut.

F355’in bütününe odaklanınca direksiyon bahsi asla bir sorun olmuyor. Yeni ile eski arasında kusursuz bir köprü olarak arzı endam eden otomobil, eskinin klasik V8’leri ile günümüzün canavar V8’lerini birleştiriyor. Elde üretilen son, modern teknolojiyi üzebilecek ilk Ferrari… Bir gün 11.273 tanesinden birine sahip olmak umudumu halen yitirmedim. Siz de aynı rüyayı paylaşıyorsanız, bu rüyanın gerçek olması durumunda hayal kırıklığına uğramayacağınızı garanti ederim.

Bu müthiş Ferrari F355 Berlinetta’nın sahibine otomobilini bizlere emanet ettiği için teşekkür ederiz.

——————

Ferrari F355 Berlinetta

Motor V8, 3496 cc

Güç 380 bg @8250 d/d

Tork 363 Nm @6000 d/d

Şanzıman 6-ileri manuel, arkadan itiş

Ön süspansiyon Çift salıncak, helezon yay, adaptif amortisör, viraj çubuğu

Arka sispansiyon Çift salıncak, helezon yay, adaptif amortisör, viraj çubuğu

Ağırlık 7.5 x 18 inç (ön), 10 x 18 inç (arka)

Lastikler 225/40 ZR18 (ön), 265/40 ZR18 (arka)

Ağırlık 1350 kg (kuru)

Güç/ağırlık 282 bg/ton

0-100 km/s 4.7 sn (iddia edilen)

Maks hız 295 km/s (iddia edilen)

Satış tarihi 1994-1999

Güncel değeri 70.000+ Sterlin

Evo skoru: 5 yıldız

 

Leave a reply