yazı: Bahadır Bektaş
fotoğraf: Alp Emre Göksel

Ford’un en hızlı Focus’u, gücü, çekiş özellikleri, görüntüsü ve fiyatıyla ‘Super Hatch’ olarak tabir edilen yeni bir sınıfa dahil oluyor   

Super Hatch, yani süper hatchback! Şimdi bu da nereden çıktı diyebilirsiniz. Hot hatch tamam da, super hatch de neyin nesi oluyor? Hemen cevap vereyim: Bu, İngiliz meslektaşlarımız tarafından yeni bir türü tanımlamak için kullanılan bir terim. Kendileri yüksek güçlü ve dört çeker sportif hatchback modellere artık Super Hatch diyorlar ki, burada gördüğünüz yeni Focus RS de bu sınıfın en yeni temsilcilerinden biri konumunda. Volkswagen Golf R, Mercedes-AMG A45 ve Audi S3’ü de bu sınıfın diğer üyeleri olarak sayabiliriz.

Yeni Focus RS’den önce birkaç yıl geriye, bir önceki RS ile geçirdiğim güne dönmek istiyorum. Focus RS’in önceki nesli 305 bg gücünde, önden çekişli bir otomobildi. Herhangi bir ayar veya sürüş modu sunmayan tek boyutlu bir karaktere sahipti. Agresif tavırları, ıslak zeminlerde ön tekerleklerin yaşadığı tutunma güçlüğü, sportif gövde detayları ve kemik gibi şasisi hala hafızamda. Tabii bir de o cart yeşil rengi! Yeni RS test aracı, rengiyle dikkat çekmek konusunda öncekinden pek de geri kalmıyor. Buna karşılık gövde kiti çok daha agresif. Özellikle ön tampon, şişkin çamurluklar, difüzör ve arka kanat, bu otomobilin ralli parkurlarından yollara fırladığı izlenimini yaratıyor. Tabii yine de bu caddeci görünüm dikkat çekmeyi sevmeyenlere biraz abartılı gelebilir.

Kabindeki detaylar ise bence tam da olması gerektiği gibi. 300 ile sonlanan hız göstergesi, RS logoları, Recaro marka spor koltuklar, ön konsolun tepesindeki küçük üçlü gösterge grubu, alüminyum pedallar ve vites kolu insanı heyecanlandırmaya yetiyor da artıyor. Sadece ön konsolun biraz daha albenili görünmesi isterdim.

RS’in rengi, çılgın görüntüsü ve sportif kabin özelliklerinde çok daha önemli detayları var ki; bu detaylar da yoğun bir mühendisliğe işaret ediyor. Kısaca bahsetmek gerekirse; yeni Focus RS 350 bg güç ve 470 Nm tork verileri sunan 2.3 litrelik, dört silindirli, turbo motorla yürüyor. Ecoboost ünite kısa vites yollarına sahip 6-ileri manuel vites kutusuyla kombine edilmiş. Tabii bir de dört tekerlekten çekiş mevzusu var ki, bu da yeni RS’i önden çekişli aktarmaya sahip önceki modellerden ayrı bir kulvara sokuyor. Focus RS’teki dört çeker sistemi öyle sıradan bir ünite değil. Ford mühendisleri bu otomobil için yepyeni bir dört çeker sistemi geliştirmiş. Öncelikle bu sistemin torku arka tekerleklere yollama konusunda sıradan bir Haldex üniteye kıyasla çok daha istekli olduğu söyleniyor. Bunun yanında RDU isimli arkadan itiş mekanizmasında iki adet kavramaya yer verilmiş ki, bu da arka tekerlekler arasında çok hassas bir tork dağılımı yapıyor. Bu da istediğiniz zaman RS’in yan gidebileceği anlamına geliyor ki, bu da buradaki Super Hatch’in en büyük farklılığı olarak karşımıza çıkıyor. Tabii bunun için sürüş modları arasından ‘Fark’ı seçmelisiniz. Fark! Bu sizce de çok doğru bir mod ismi değil mi?

 

Az önce bir önceki RS’in tek boyutlu bir otomobil olduğunu ve her daim sert ve adresif bir karakterle yürüdüğünü belirtmiştim. Yeni RS ise sunduğu farklı modlarla daha fazla ayar içeren bir otomobil. Örneğin; Normal moddayken direksiyon ve süspansiyonlar oldukça yumuşak, egzoz ise nispeten sessiz. Nispeten diyorum, çünkü RS’in güçlü ciğerlere sahip olduğunu her an fark ediyorsunuz. Sadece bu modda egzozlardan patlamalar duyulmuyor o kadar. Bir diğer mod olan Sport’ta ise direksiyon biraz sertleşiyor, gaz tepkisi keskinleşiyor ve üst devirlere tırmanıp ayağınızı gaz pedalından her çektiğinizde egzozdan güçlü patırtılar duyuluyor. Bu modda sürüş hissiyatının güçlendiğini ve torkun arkaya daha keskin yollandığını hissediyorsunuz, ancak Elektronik Stabilite Kontrolü devrede kalmaya devam ediyor.

Sport’un bir üstünde ise Pist modu yer alıyor. Pist seçeneğinde ESC’nin Sport modu aktif oluyor ki, bu sayede RS viraj çıkışlarında bir rokete dönüşüyor ve hafif arkadan kaymalar eşliğinde virajdan adeta fışkırarak çıkıyor. Eelektronik Stabilite Kontrolü, ‘Fark’ seçeneğinde de Sport modunda kalmaya devam ediyor, fakat tork dağılımı arka odaklı hale geliyor ve bu da RS ile yan gitmeyi mümkün hale getiriyor. Mühendislerin, yan gitme sürecinin devamlılığını sağlamak için çok çalıştıkları açıklanıyor ki, bunun için de bir dizi sensörden faydalanılmış. Bu arada bileğine güvenen sürücüler için ESC’nin bir tuş ile tamamen devre dışı bırakılabildiğini de belirtelim.

Focus RS sert karakterli bir otomobil, ancak Normal moddayken bir önceki RS kadar agresif hissettirmiyor. Bu yönüyle günlük kullanımda kesinlikle daha az yorucu. Sport ve Pist modlarında çok sıkı bir otomobil haline geldiğini ise söylemem lazım. Gaz tepkisi, direksiyon hissiyatı, harika tutunma becerisi, ani yön değişimlerindeki gövde kontrolü, net vites geçişleri ve egzozlardan çıkan patırtılar, onun ciddi bir performans makinesi olduğunu çok net ortaya koyuyor.

Zaten 0-100 km/s süresi 4.7 saniye olan ve siz fark etmeden 2 ile başlayan üç haneli hız rakamlarına çıkabilen bir otomobilden farklı bir karakter beklemek de yersiz olurdu. Bu noktada biraz motordan da bahsetmemiz gerekiyor, çünkü bu noktada biraz kafam karıştı diyebilirim. RS’in çok hızlı bir otomobil olduğuna şüphe yok, ancak maksimum torkun etkisini yitirmeye başladığı üst devirlere hafif bir uyuşukluk hakim. Maksimum tork devrine yaklaşırken heyecanlı bir depara başlıyor, ancak vites değiştirmeden hemen önce bu heyecan biraz törpülenmiş oluyor. Roket gibi hızlanıyor hızlanmasına ama üst devirlerde insanın içini gıdıklayamıyor.

Eğer virajlı bir yoldaysanız RS’in şasisinin motordan daha fazla parladıüını hissediyorsunuz ki, bu çok dagarip bir durum değil. Ne de olsa dinamik özellikleri üzerinde çok çalışılmış bir otomobil var karşımızda; viraj içerisinde yaptığınız sert frenajlarda dahi dengesini koruyan bir otomobil. Bu arada Brembo kaliperli frenlerin de çok iyi çalıştığını belirtmeliyim.

‘Fark’ modu mu? Ford’un biricik test aracına zarar vermek istemediğim için çok fazla riske girmek istemesem de, ıslak zeminde birkaç drift denemem oldu. Çoğu zaman aracın arkası kayarken kontra vermenize gerek bile kalmıyor. Öyle ki, virajda araç öncen kayma noktasına ulaşana kadar hızlanıyor ve o noktada ayağınızı döşemede tutmaya devam ediyorsunuz. İşte o anda arka kopmaya başlıyor ve siz direksiyonu düz tutarken RS yanlamaya başlıyor. Kontra mı? En fazla yarım turluk, o da çok seyrek. Bu çok garip bir durum. Ateşli bir hatchback ile bağdaştıramayacağınız bir arkadan itiş karakteri yakalıyorsunuz ki, bu da RS’teki dört çeker sisteminin ne kadar özel olduğunun bir kanıtı.

 

Uzun lafın kısası yeni RS çok özel bir otomobil. Çok hızlı, çok eğlenceli ve güven verici. Önceki RS’e göre günlük kullanıma daha uygun olduğu da bir gerçek, ancak onu her gün kullanmayı düşünüyorsanız, tümseklere veya garaj girişlerine dikkat etmenizi öneririm, çünkü eğer dikkat etmezseniz, ön tamponun altını zemine sürtmeniz mümkün. Bu yüzden gerçek bir ‘caddeci’ gibi tümseklerden çapraz bir şekilde geçmeyi unutmayın. Ne de olsa altınızdaki 90 bin! euroluk özel bir otomobil. Ona iyi davransanız iyi olur.

 

 

Özellikler

Motor:2294 cc, 4-silindir, turbo

CO2: 175 g/km

Güç : 350 bg @—— d/d

Tork : 440 Nm @——- d/d

Ağırlık: —- kg (— bg/ton)

0-100 km/s: 4.7 sn

Maks hız:266 km/s

Baz fiyat: 90.000 Euro (baz)

Evo skoru: 4.5 yıldız

 

+Sportif detaylar, yüksek performans ve tutunma, drift modu

-Silindir hacmiyle gelen yüksek fiyat, üst devirde heyecan eksiği

Leave a reply