Özel Konular

Renault Sport Clıo RS16


yazı:
Dan Prosser 

Azımsanmayacak kadar kalabalık olan efsanevi Renault Sport hatchback’lerinden bir diğerine bakıyor olabiliriz. Tabii buradaki konsept üretime geçerse…

Amacına uygun biçimde hazırlanmış bir otomobille pistte gazlamak kadar keyiflisi yoktur. Birçok yol otomobilinin denize düşmüş gibi hissettirdiği pistlerde, tutunma, önden kayma direnci ve sıkı bir gövde kontrolü çok önemlidir ki, bunları en iyi şekilde yarış otomobillerinde bulabilirsiniz. Ne de olsa, pistte turlamak için üretilmiş makinelerden söz ediyoruz. Kompetisyon temelli bir otomobille pistte gazlamak gözlerinizi sonuna kadar açar ki, bunun sebebi basittir: Yol otomobilinde araca odaklanırsınız, ama pist otomobiliyle gazlarken zihniniz tamamen virajlardadır.

Burada bütün mesele dinamik yeteneklerle ilgili. Sportif bile olsa, bir yol otomobilinde pistte iddialı olabilmek için yeterli miktarda tutunma, kontrol ve keskinlik zor bulunur. Çünkü pist virajlarında otomobilin maruz kaldığı kuvvet dramatik biçimde artar ve yol için tasarlanmış bir araç bunlarla başa çıkmakta zorlanır. Bu yüzden, ön tekerlekleriniz virajdan giderek uzaklaşana ve frenleriniz tamamen şişene kadar kendi kendinize minik turlar atarsınız. Bunun en sıkıcı yanı ise, otomobilin nefesi kesildiği için asla tam olarak piste odaklanamazsınız.

Yarış otomobillerinde bambaşka bir hikaye döner. Bu otomobiller o kadar yeteneklidir ki, aracın kendisi için bir an olsun kaygılanmadan, bütün enerjinizle piste saldırabilirsiniz. Örneğin, kerb’lerin yüksek bölümünü kesmek veya bir sonraki virajda daha iyi olabilmek için o an bulunduğunuz virajda geniş çizgiyle dönmek gibi… Bir zaman sonra otomobilin motor gücünü, hangi akstan çekişli olduğunu ve hatta aracın ne tarafında oturduğunuzu bile unutur ve tam performansla tur zamanı kasarsınız. Bir diğer deyişle, otomobil için kaygılanmayı bırakabildiğiniz anda, pist sizin için bir bilgisayar oyununa dönüşüverir.

Bir başka örnek vermek istiyorum. Bir kaya tırmanışçısını düşünün. Kendisi o kadar sıkı ve fittir ki, tırmanma sırasında işine bakar ve hızlı olmaya çalışır. Aynı etaba sizin bizim gibi insanları koysanız, bırakın tırmanma rotasının teknik detaylarını düşünmeyi, kısa sürede iflas eden kaslarımız yüzünden kendimizi koyuveririz.

Yol otomobilinde otomobili, yarış otomobilinde ise pisti düşünürsünüz. Bir de piste çıkmaktan hiç çekinmeyen mükemmel yol otomobilleri vardır. Porsche 911 GT3 RS gibi… Caterham ve Radical modelleri gibi… Ranultsport Megane 275 Trophy-R gibi… Konumuzun nereye gittiğini sanıyorum tahmin etmeye başladınız.

Şu an için Renault Sport Clio RS16’nın sadece bir konsept olduğunu bilmelisiniz. Renault markasının performanslı otomobiller üretmekle sorumlu departmanının işini fazlasıyla ciddiye aldığını ve çok başarılı olduğunu göz önünde bulundurunca, Renaultsport’un 40. yılı için hazırlanan RS16’nın üretime alınması için dua ediyorsunuz. Ne de olsa, Renault logosu taşıyan gelmiş geçmiş en hızlı otomobilden söz ediyoruz. Şu an için otomobille ilgili fizibilite raporları hazırlayan yöneticiler, her şey yolunda giderse aracın 250 adet civarında üretilmesine onay verecek. Aksi takdirde fabrikanın önünde, sadece iç çamaşırımla dikilir ve tek kişiden oluşan bir protesto yaparım.

Hatırlarsanız RS16’yı daha önce incelemiş ve otomobille ilgili şu temel bilgileri vermiştik: Burada gördüğünüz şey 275 Trophy-R’ın yürüyen aksamına ve motoruna sahip olan bir Clio’dur. Otomobilde ağır biçimde modifiye edilmiş bir şasi ve Michelin Pilot Sport Cup 2 lastikler var. Sonuç mu? 275 bg güç üreten B segmenti bir ateşli hatchback…. Aracın Megane’dan daha kompakt olduğunu da hesaba katarsak, RS16’nın çıtayı bir hayli yükseltme potansiyeli var.

Paris’in doğusunda, şehir merkezine bir saat uzaklıkta yer alan Circuit des Ecuyers pistini büyük bir go-kart pisti gibi düşünebilirsiniz. Bu tarz bir pistte RS16’yla ilgili bütün gerçekleri görme şansım olmayacaktır, ama en azından otomobilin bozuk zeminlerle nasıl baş edeceğini ve gelmiş geçmiş en efsane ateşli hatchback olup olmayacağını tahmin etme imkanım olacak.

Mühendisler buradaki otomobilin standart Renault Sport Clio direksiyonu ile hareket ettiğini, ama projede RS16 için yeni bir direksiyon sistemi bulunduğunu söyleye söyleye dillerinde tüy bitti. Konsept otomobilin direksiyonuyla ilgili büyük bir sıkıntı yok, ama RS16’nın ne kadar hardcore olduğunu gördükten sonra, direksiyona biraz daha sertlik ve fiziksellik eklemek fena olmayabilir diye düşünüyorum. Bazı önden çekişli otomobillerde sınırlı kaydırmalı diferansiyelin çalışmasını süspansiyonlar ve direksiyon vasıtasıyla hissederek gaz girdilerinizi inanılmaz derecede hassas biçimde ayarlayabilirsiniz. Fakat RS16’da böyle bir şey hissettiğimi söyleyemem.

Ne var ki; otomobille ilgili başka hiçbir eleştirim yok, çünkü RS16 gerçek bir pist ustası olduğunu hissettiriyor. Özellikle yarış koltuklarının ve kemelerin büyük fark yarattığını eklemek istiyorum. Konusu açılmışken, yol ve yarış otomobilleri arasındaki bir diğer fark da, yarış araçlarında yerinize sımsıkı sabitlendiğiniz için direksiyona daha rahat müdahale ediyor oluşunuzdur. Süet kaplanmış bir direksiyon ise, kabindeki ambiyansı epey yükseltecektir.

Tutunma seviyesi inanılmaz, fakat dar virajlardan önce frenaj dengelemesi yapmazsanız otomobil halen bir miktar önden kayma belirtisi gösteriyor. Freni iyi kullandığınızda ise RS16 mükemmel bir doğal denge ile ilerliyor ve kayda değer zamanlar çıkarma potansiyelini hissettiriyor. Ayrıca otomobilde 275 Trophy-R ayarında bir arkadan kayma hevesi olmadığını da bilmelisiniz. Yine de arka lastiklerdeki düzenli ve tutarlı aşınma, RS16’nın bütün gövdesini ne kadar verimli biçimde kullandığını kanıtlıyor.

 

Denge konusunda sıkıntı yok. Buna bir de gövde kontrol kabiliyetini eklediğinizde, keskin ve incelikli tepkiler garanti altına alınıyor. Özellikle de hızlı yön değiştiren ve sert virajlarda… Hızlı ve uzun virajlarda ise aracın kafasını zemine oturttuktan sonra, tek bir çizgi dahilinde inanılmaz biçimde ilerliyorsunuz.

Diferansiyel biraz daha agresif olabilirmiş. Dar virajlarda içte kalan ve hafifleyen ön tekerlek o kadar fazla patinaj çekiyor ki, araçtan çıkan lastik dumanını görebiliyorsunuz. Fakat ön aksta olan hiçbir aksiyon, direksiyonda huzursuzluk yaratmıyor. Evet, RS16’da neredeyse hiç tork yalpalaması hissetmedim. Motorun üst devrileri seven atak karakteri, kısa ve net vites geçişleri ve Akrapovic egzoz ise buradaki müthiş deneyimi zenginleştiren diğer detaylar oluyor.

RS16 inanılmaz derecede eğlenceli bir konsept. Ayrıca böyle küçük bir pistte de olsa, otomobilin tur zamanı kaydetmek için elverişli olacağını düşünüyoruz. Lütfen Renaultsport! Bu şeyi üretmelisin!

Özellikler

Motor: Sıralı, 4-silindir, 1998 cc, turbo

CO2: n/a

Güç: 275 bg @5500 d/d

Tork: 360 Nm @3000 d/d

0-100 km/s: 5.7 sn (tahmini)

Maks hız: 256 km/s (tahmini)

Ağırlık: 1230 kg (224 bg/ton)

Baz fiyat: –

Evo skoru: 4.5 yıldız

+Performans, pistteki dinamik tepkiler

Şimdilik sadece bir konsept

Leave a reply